Saat 15:23'ü gösteriyordu. İki gündür uyumamıştı. İçtiği kahvelerin sayısını hatırlamıyordu.
Önünde bitmiş sigara paketleri dağ yığını oluşturmuştu. Projenin bitim süresinin gelmesine sadece 1 gün kalmıştı. Ancak bir sorun vardı. Mail gönderme işlemi yapacak kodları bir türlü çalışmıyordu. Sürekli ekranda aynı hata mesajını görüyordu. Doğrusu canı oldukça sıkılmıştı.
İşin içinden çıkamayacağını düşünüp, umutsuzluğa kapıldı. Sonra kendi kendine “neden bu soruyu forumda sormuyorum ki” dedi, belki birisi ona yardım edebilirdi.
Hızla browser'ını açtı ve adres çubuğuna "www.yazilimuzmani.com" yazdı. Sitenin forum bölümüne girdi.
Kendisinden önce o sorunla karşılaşmış var mıdır diye aramaya ne gerek vardı ki? Karşılaştığı sorun çok üst düzey bir problemdi . Kesinlikle başka birisi benzer bir şeyle karşılaşmış ve forumda yanıt bulmuş olamazdı. Hem niye aramakla vakit kaybedecekti ki? Aramak kendine güvenmeyenlerin işiydi.
ASP.Net kategorisine tıkladı ve “Yeni Mesaj” düğmesine bastı. Mesaj bölümüne sorununu yazdı:
"Slms
c#'ta bi saatir uğraşıyorum mail atamıyorum yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden tşk."
Sorunu gayet açık ve Türkçe anlatmıştı. Artık herkes sorusunu anlayıp, net bir cevap verebilirdi.
Ancak çok fazla vakti yoktu. Zaman hızla ileriyordu. Bu yüzden cevap verilmesini hızlandıracak bir şey yapması gerekiyordu. Çözümü çok geçmeden buldu. Neden mesaj başlığına büyük harflerle "ACİL!!!" yazmasındı ki? Böylelikle bütün forum üyeleri işlerini güçlerini bırakıp, belki de o sırada öpüşmekte olduğu kız arkadaşlarını terkedip, belki de toplantısını yarıda kesip ona yardım edeceklerdi. O an kapılacakları paniği düşündü. Onları zor durumda bıraktığı için bir taraftan üzülüyordu da. Kimbilir o insanların hayatında nelere sebep olacaktı. Forumda o sırada gezinen biri mesajını görecek, "ACİL!!!" ibaresini görünce panikleyip belki de bir tarafını kıracaktı. Belki de sorunu acil olduğu için herkes cevaplamak için siteye akın edecek ve site kilitlenecekti. Ama olsun bilgi paylaştıkça çoğalırdı. Bedeli ne olursa olsun.
Cevaplanmamış diğer sorular da olabilirdi tabi o sırada. Ancak onlarınki keyf-i sorulardı. Durumları kendisininki kadar acele değildi. Eğer acil olsaydı, salak değillerdi ya, onlar da başlıklarına "ACİL!!!" ibaresini eklerlerdi.
Hemen başlık bölümüne "ACİL!!! Mail sorunu" yazdı. Tam “Gönder” düğmesine basacaktı ki, içine bir kurt düştü. Ya mail konusunda bilgisi olan insanlar başlığı görüp, “nasıl olsa biri cevaplar” diye es geçerse? O zaman sorunun ne olduğunu başlıkta belirtmenin bir alemi yoktu. Merak uyandıracak bir şey yazmalıydı ki, herkes o soruya baksın. “ACİL!!! “ kısmı hariç başlığını sildi ve yerine "ACİL!!! yardım edin pls" yazdı. Evet, şimdi olmuştu.
Tanrım! Ne kadar da zekiydi. Türkiye kesinlikle kendisinin kıymetini bilmiyordu. Keşke “Amerika'da olsaydım” dedi kendi kendine, “Beni bu zekayla kesin Microsoft'a müdür yaparlardı.”
Mesajını ve başlığını son bir kez daha okudu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Gönder düğmesine bastı, sayfanın yenilenmesini bekledi..
Paketten bir sigara alıp, onu, artık gazı bitmeye yakın çakmağıyla yaktı. Derince içine çekti ve sorusuna cevap vermek için panikleyen insanları düşündü...
Gülümsedi....
Yalçın Uzun
Mart 2007
İstanbul